Seyahatte Yeni Trend:

Dönüşüm Turizmi

Zorlu süreçlerin içinden geçerken en çok özlediklerimizden biri de seyahatin aklı, ruhu ve bedeni zenginleştiren, dinginleştiren doğası oldu. Bunca özlemin ardından yeniden yola çıkmanın arzusuyla ve heyecanıyla, SeturSelect, 5. yılına girerken yeni yaşında da sizlerin ve hayallerinizin yanında. Keşfetmek, tazelenmek ve seyahat etmek bizim için ayrılmaz bir bütünün parçaları. SeturSelect olarak, seyahati bir noktadan diğerine gitmek olarak görmüyor, her adımda, her rotada yeni ve anlamlı olanın peşinde yol alıyoruz. Görmeyi arzuladığınız bir rotaya sizi ulaştırmakla yetinmiyor, o rotayı “nasıl” yaşayacağınızı en ince detayına kadar sizinle beraber, sizin için tasarlıyoruz. Yetkin seyahat danışmanlarımızın bilgi ve deneyimi, organizasyon ekiplerimizin titiz çalışmaları ve özverileriyle, hayalinizi en verimli, en keyifli şekilde yaşayabileceğiniz seyahat planlarını hazırlamaya taze ve tazeleyici bir anlayışla devam ediyoruz. Dünyayı keşfetmeyi çok özleyenlerin hayalleri, bizim için çok değerli. Siz sınırsızca hayal edin; size unutulmaz bir yolculuk öyküsü hazırlamak için bize bu kadarı yeterli. Yolculuğun İyileştiren ve Dönüştüren Etkisi Son yıllarda, seyahat trendleri muazzam bir hızla çeşitlendi. Seyahat tutkusunu değil ama seyahatin bizzat kendisini askıya alan pandemi sürecinden sonra, hayatın pek çok alanında olduğu gibi, yolculuk kavramında ve pratiğinde de ciddi dönüşümler olacağı gözlemleniyor. Günümüzde artık hiçbir alışkanlığın eskisi gibi devam etmeyeceği algısı giderek yaygınlaşırken, seyahat alanının da bu dönüşümden muaf olmayacağı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bir yola çıkmadan önce “nereye” sorusunun olduğu kadar “neden” ve “nasıl” soruları da artık olmazsa olmazlardan. Seyahatte artık sadece bir yerden bir yere varmak değil, söz konusu destinasyonu kültürel, tarihsel, gastronomik açıdan keşfetmenin yanı sıra bu deneyimlerin seyahat eden kişiye etkisi de oldukça ön plana çıkıyor. Dönüşüm turizmi olarak adlandırılan görece yeni seyahat trendi tam da bu soruların karşılığını bulmaya odaklanıyor. Hem Uzaklara Hem Özümüze Yolculuk Aslında bir süredir dünya genelinde seyahat alanında şifa odaklı wellness, spa, detoks, yoga programlarını ön plana alan; uzak Doğu ve Asya disiplinlerini içeren turizm anlayışı yükselişteydi. Pandemi gibi dünya çapında bir olayın ardından da sağlık, çevre duyarlığı, yenilenme alanları tercih ve önceliklerin başında gelmeye başladı. Yakın yerlere seyahat, seyahat ederek çalışma, doğa içinde izole tatiller, kamp, glamping, staycation, workation gibi yeni tanımlar hayatlarımıza girmeye başladı. Dönüşüm turizmi olarak adlandıran yeni bakış açısı ise, seyahat alanında rutinleri, alışkanlıkları; hayata, insana, dünyaya ve en önemlisi de kendinize bakışınızı topyekûn yenilemeyi, dönüştürmeyi merkeze alan bir anlayış. Yer değiştirmekle kalmayıp yaşamı da değiştirmeyi, dönüştürmeyi hedefleyen dönüşüm turizminde wellness turizmi benzeri ruhsal yenilenme pratikleri, fiziksel şifa yöntemleri, Uzak Doğu ve Asya gibi medeniyetlerin çağları aşan disiplinleriyle çıktığınız bir yolda dönüşünüzün bambaşka olması hedefleniyor. Seyahati bir tutku, bir yaşam biçimi olarak görenlerin, yollarla beraber dönüşen yaşamların hikâyeleri filmlere, kitaplara konu olmuş büyük dönüşümlerdir. Dönüşüm turizmi anlayışı da çıkılacak yolları yalnızca hatırlanacak birer anı gibi değil, ömrünüzde yeni bir sayfa açmanızı sağlayacak mihenk taşları hâline getirmenizi hedefliyor. Yolun her adımda insanı hem uzaklara hem de kendi özüne doğru taşıdığını bilen bu anlayış, dönüşüm turizmiyle pandemi sonrası önümüzde açılan çağın en temel trendlerinden biri olmaya başlıyor. Yollar, yolculuklar yeniden planlanıyor, rotalar yeniden hesaplanıyor ve dönüşümün kaçınılmaz ivmesi öncelikle kendiniz olmak üzere her şeye bakışınızda taptaze bir sayfa açmaya çağırıyor.

Konaklamaya Yepyeni Bir Bakış Açısı

“Bubble Hotels”

Balon oteller, son yılların şüphesiz en trend konaklama deneyimini sunuyor. Doğa ile iç içe olmanızı sağlayacak şekilde tasarlanmış bu mimari harikası oteller alışılmışın epey dışında. Balon şeklindeki şeffaf odalarda hem içeride hem dışarıda olma hissini aynı anda yaşıyor olmanız ise bu otelleri sıra dışı kılan özelliklerden. Birbirinden bağımsız olacak şekilde konumlandıran bu odalar, genellikle doğal bir manzara ile çevreleniyor. Yani siz odanızdayken gökyüzü, ağaçlar hariç sizi gören hiç kimse olmuyor. “Bubble hotel” konseptinin bir diğer güzel tarafı da, sosyal izolasyonun önem kazandığı son zamanların ruhuna uyum sağlaması. Sadece siz ve gökyüzü… Balon otellerin popülaritesi ilerleyen zamanlarda daha da artacağa benziyor. Bu otellerin, dünyadaki en büyüleyici olanlarından bazılarını sizin için derledik. Fillerin Büyülü Dünyasında: Anantara Golden Triangle Elephant Camp Resort, Tayland

Uyum, Denge ve Doğa:

Bubble Lodge Bois-Cheri, Mauritius

Uyum, Denge ve Doğa: Bubble Lodge Bois-Cheri, Mauritius Hint Okyanusu'nda Afrika anakarasının yaklaşık 2000 km açığında bir ada ülkesi olan Mauritius’ta tamamen doğala yönelik bir eko-turizm anlayışı ile ortaya çıkmış “Bubble Lodge”. Mauritius'un en meşhur çay tarlalarının yer aldığı Bois-Cheri’de, endemik ağaçların arasında ve göl çevresinde konumlanan otel, size dünyadan ayrı bir yermiş gibi gelebilir. Burada balon şeklindeki şeffaf odanızda gözlerden uzak, doğanın mahremiyetinde ve doğal canlılığın içerisinde bir güne uyanırsınız. Karbon ayak izi 0 olan bir otelcilik anlayışı ile karşılaşacağınız Bubble Lodge’da göl manzaralı restoranda yemeğinizi yiyebilir, kano, kürek çekme, golf gibi aktivitelerle gününüzü değerlendirebilir, çay tadımı gibi ücretsiz etkinliklere katılabilirsiniz. “Yıldızların altında uyu!”: Attrap Reves, Fransa 2010 yılında bir aile işletmesi olarak kurulan Attrap Reves “kalabalıktan uzak, kozmik bir deneyim” yaratma anlayışını benimsiyor. Fransa'nın Allauch kasabasında yer alan otel, beş farklı konseptte balon oda seçeneği sunuyor. Bu Tayland'ın sevimli devleri olan filleri, odanızda uzanırken seyredebildiğiniz bir tatil hayal edin. Ormanın içinde, ahşap bir platform üzerine konumlandırılmış şeffaf balon odalarda filleri izlemenin keyfine yıldızlı gökyüzü eşlik ediyor. Bu balonlar yüksek teknoloji kullanılarak elde edilen bir tür polyester kumaştan oluşturuluyor. Şeffaf alanda yatak ve oturma alanı bulunuyor. Banyo alanı ise şeffaf olmayan bir dokuyla çevrili. Burada bir otelden beklediğiniz her şeyin çok daha fazlası var. Lezzetli menüsü, konforlu konaklaması, kaliteli hizmeti ile gündoğumundan günbatımına unutamayacağınız bir tatil deneyimi Anantara Golden Triangle Elephant Camp Resort’ta sizi bekliyor. temalar, “Zen”, “Love Nature”, “Glamour”, “1001 Night”, “Chic & Design” olarak kategorize edilmiş. İglo biçiminde bir girişe sahip bu odalar, hem yaza hem kışa uygun şekilde tamamen doğa ile uyumlu tasarlanmış. “Yıldızların altında uyu!” mottosunu benimsemiş otelde her bir balon odaya yıldızları seyredebilmek üzere teleskop ve yıldız haritası konulmuş. Odaların mahremiyeti, etrafındaki çitler ve ağaçlarla sağlanıyor. Bunun yanı sıra, her bir odaya uzunca bir patikadan ulaşılıyor, böylece odalar arası mesafe de korunuyor. Kahvaltınızın piknik sepetinde geldiği, kendinizi doğaya ait hissedeceğiniz eşsiz bir tatil için Attrap Reves mükemmel bir tercih. Doğal Yaşamın Kıyısında Yavaşlayın: Finnlough, İrlanda Kuzey İrlanda'nın Lough Erne kıyılarında, Dublin'den 2,5 saat, Belfast’tan ise 2 saat mesafede yer alan Finnlough her anını dolu dolu yaşayacağınız bir bubble hotel. Doğanın sadeliğini her bir detayına işleyen otelde, tabağınızda göreceğiniz her şey tarladan ve ormandan mevsiminde taptaze olarak geliyor. Ayrıca göl kenarında yoga yapabilir ya da pedallı kanolarla göl üzerinde huzurlu zamanlar geçirebilirsiniz. Bütün bu deneyimlerle beraber, dış dünyanın gürültüsünden yalıtılmış, kendinizi doğanın güzelliğine tamamen bırakabileceğiniz balon odalarda, Kuzey İrlanda' nın huzurlu manzarasına nazır konforlu bir konaklama deneyimi yaşarsınız. Doğa ile olan iletişiminizi hiç deneyimlemediğiniz bir noktaya getirecek olan Finnlough’ta keşfedilmeyi bekleyen çok fazla huzurlu an var.

Dünyadan Etkileyici

Metro İstasyonları

Metro istasyonlarını sadece ‘geçip-gittiğimiz’ yerler olarak algılamak ne kadar doğru tartışılır. Ancak tartışmasız bir şey var ki o da, metro istasyonlarının mimari birer eser olarak ele alınabileceği. Çoğu zaman karanlık, basık, gürültülü mekânlar olarak akıllarda kalan bu yerlerden bazıları ikonik birer eser niteliğinde.

Arts et Métiers, Paris Paris'in 3. bölgesinde yer alan Arts et Métiers, 19 Ekim 1904'te açılmış. Adını yakınında bulunan “Conservatoire National des Arts et Métiers” ve “Musée des Arts et Métiers“den alan istasyonun koridorları ve platformları 1988’den sonra modernize ediliyor. 1994 yılında ise metronun platformları Belçikalı çizgi roman sanatçısı François Schuiten tarafından Jules Verne'in bilim kurgu eserlerini çağrıştıran “steampunk” tarzında yeniden tasarlanıyor.

Mayakovskaya, Moscow II. Dünya Savaşı öncesi inşa edilmiş ve Stalinist mimarinin güzel bir örneği olan Mayakovskaya dünyanın en ünlü metro istasyonlarından. Yapı, meşhur 34 tavan mozaiği ile Sovyetler ülkesinde 24 saati temsil etmektedir. 11 Eylül 1938'de açılan istasyon, mimarideki “art deco” akımının etkisinde, Alexey Dushkin tarafından tasarlanmış.

Grand Central Terminal, New York Yaklaşık 130 yaşında olan bu metro istasyonu tarihî değeriyle ve mimarisiyle müze denebilecek önemde. 1998 yılında ayrıntılı bir restorasyon gören yapının en meşhur parçalarından biri, New Yorkluların buluşma noktası olan "büyük saat".

Old City Hall, Manhattan İlk kez 1904’te açılan istasyon 1945 yılında kapatılıyor. Uzun yıllar ziyaretçilere kapalı olan istasyon şu anda rehber eşliğinde gezilebiliyor. Mimarlar Heins & LaFarge tarafından tasarlanan bu terminalde karo tavanlar, çatı pencereleri ve zarif avizeler göze çarpan önemli detaylardan.

T-Centralen, Stockholm Stockholm metro sisteminin kalbinde yer alan T-Centralen, ilk kez 24 Kasım 1957'de açılıyor. Duvarlarına baktığınızda bir mağara duvarının üzerinde tırmanan çiçek motiflerini göreceğiniz ve mavi rengin baskın olduğu istasyon, “mavi platform” olarak da bilinir. Mavi rengin, şehrin kaosu içerisinde huzur duygusu yaratmak için tercih edildiği düşünülmektedir.

Westfreidhof Station, Munich 24 Mayıs 1998’de açılan istasyon, bir mağarayı anımsatan duvarları ile dikkat çekiyor. Ingo Maurer tarafından tasarlanan istasyon, her biri 3,8 metre çapında, sarı, kırmızı ve mavi ışık yayan 11 adet ışık sistemi ile süslenmiş.

Toledo, Naples Napoli Metrosu’nun ilk hattı üzerinde ve en derininde yer alan istasyon, adını Via Toledo Caddesi’nden almaktadır. Metro 2013 yılında uluslararası mimari ödülü olan LEAF ödülünü “yılın kamu binası” olarak almış. Küratörlüğünü, sanat eleştirmeni ve Venedik Bienali eski yönetmeni Achille Bonito Oliva’nın yaptığı istasyon su ve ışık temalı bir tasarıma sahip. Metronun içerisinde deniz seviyesinin altına inişi temsil eden renk tasarımı, siyahtan altın rengine ve maviye doğru gidiyor. 27 mart 1976’da açılan istasyon, Washington, DC'deki merkez istasyondur. Hafta içi ortalama 30.500 yolcu kapasitesi ile yoğun bir istasyon olan Metro Center fütüristik yapısı, modern ışık tasarımı ve tonozlu tavanıyla öne çıkıyor.

2021'in En Sürdürülebilir

Seyahat Rotaları

2020-2021 yılları pandemi sebebiyle, seyahat açısından oldukça kısır bir dönemdi. Şimdilerde yavaş yavaş dünya normale dönmeye çalışıyor. Ancak pandemi birçok konuda olduğu gibi seyahat konusunda da pek çoğumuzun bakış açısını değiştirdi. Artık daha az temaslı, daha sürdürülebilir, daha doğal hatta belki daha minimal seyahat yönelimleri gelişmeye başladı. Dolayısıyla ‘gezip görme’ de bireysellikten uzaklaşmayı, çevreye duyarlı olmayı ön plana almaya başladı.

Eşsiz Tulum “Cenote”leri ve Suyun Ritmi

Meksika

İngiliz Kırsalında

Minimal Bir Tatil

Son yıllarda kır hayatı, aranan, özlenen ve hatta kendi köklerimizi, özümüzü anımsatmasıyla arzulanan bir yaşam biçimi olmaya başladı. Doğallığı ve naifliği sevenler için, şehir merkezlerine oldukça yakın İngiliz kırsalları harika manzaralar sunuyor. Geleneksel İngiliz kırsalının tüm özelliklerini taşıyan, güneydoğu İngiltere’nin Kent ilçesinde Orta Çağ’dan kalma kaleleri, kır evlerini, eski kiliseleri ve manastırları ziyaret edebilirsiniz. Güneybatıdaki Dorset, Somerset, Devon, Cornwall gibi bölgeler de tipik İngiliz kırsalını görmeniz açısından bir fırsat. Manzaranın yüzyıllardır değişmediği Cotswolds; “Uğultulu Tepeler” romanına açık arazileri ile ilham olan Yorkshire; gölleri, vadileri ve küçük köyleriyle Lake District de unutulmaz manzaralara tanıklık edeceğiniz kırsallardan.

2021/02 Yemekleri, dansları, kültürü, içkileri ile dillere destan; turistik değer açısından baktığınızda eşsiz bir ülke Meksika. Aztekler ve Mayalar’a dayanan köklü tarih ve kültürüyle dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. Meksika’da çevreci ve doğa ile iç içe gezi planlayanlar için “cenote”ler çok doğru bir tercih. Bu eşi benzeri bulunmayan doğa harikası sulu obruklara Meksika’nın pek çok yerinde rastlamak mümkün. Yerel dilde “cenote” adı verilen bu obruklar, okyanus ve yağmur sularının yeraltı mağaralarında birikmesi ile oluşmuş kuyulardır. Meksika’nın Yucatan Yarımadası’nda yer alan, her gelenin hayran kaldığı Tulum, birbirinden güzel ve büyüleyici “cenote”lere ev sahipliği yapıyor. Burada 300’e yakın “cenote” olduğu söyleniyor. Bu “cenote”ler, açık, yarı açık veya yeraltı biçiminde olabiliyor. Bunlardan bazıları, Gran Cenote, Cenote Azul, Cenote Zacıl Ha, Cenote Jardin Del Eden, Cenote Tak Be Ha, Laguna Kaan Lum… Sadece doğa ve sizin baş başa olacağınız “cenote”lerde yüzebilir, dalış yapabilir, kendinizi suyun ve dingin doğal güzelliklerin ritmine bırakabilirsiniz. Ayrıca “cenote”lerdeki su yeraltından geldiği için serindir. Özellikle sıcak yaz aylarında bir seyahat planlarsanız, buralarda serinleme fırsatı da yakalamış olursunuz. Mayalar döneminde adaklık amacıyla kullanılan “cenote”lerin diplerinde çömlek, altın, insan veya hayvan kemiklerine rastlamak da mümkündür.

Maldivler’de

Daha Sürdürülebilir Bir Tatil, Daha Fazla “Sen”

Kaliforniya, Sonoma Vadisi’nde Kırlara Doğru Bir Yolculuk Sonoma ilçesi, Kaliforniya’dan sadece bir saat uzaklıkta, enfes bir Amerikan kasabası. Buranın öne çıkan özelliği, bölgede 500’den fazla şarap imalathanesi bulunması. Dünyanın en sürdürülebilir bağcılık bölgesi olarak gösterilen Sonoma’da yerel üretime büyük özen gösteriliyor. Yerel üreticilerden gelen ürünlerin sunulduğu mütevazi Sonoma restoranlarında, keyifli menülerin ve şarapların tadını çıkarabilirsiniz. İlçenin doğusunda uzanan iki sıradağ arasındaki 17 mil uzunluğundaki Sonoma Vadisi, Kaliforniya’da şarabın doğduğu yer olarak anılıyor. Hem lezzetleriyle hem de eşsiz coğrafyası ile sizi duyusal bir şölen bekliyor. Nefis manzara, taptaze lezzetler, tarih… Huzurlu ve sürdürülebilir bir tatil için ne ararsanız burada var.

Upuzun bembeyaz kumsalları, tropikal ağaçları ile hafızalarda yer eden Maldivler, dünyanın cennet köşelerinden. Bu ada ülkesinde, yerleşimin olduğu 281 adadan 195’inde Maldivliler yaşarken geriye kalan 86 ada “otel ada” olarak kullanılıyor. Maldivler son yıllarda sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları ile de biliniyor. Kunfunadhoo Adası’nda inşa edilen otel Soneva Fushi, çevreye üst düzey duyarlılıkla ve sürdürülebilir bir hizmet anlayışıyla kurulmuş. Çöpleri %90 oranında geri dönüştürülen, güneş enerjisi kullanılan, yerinde yetiştirilen ürünlerden menüler hazırlanan otelin 2014 yılında karbon ayak izinin 0 olduğu tespit edilmiş.

Köklü bir tarihin beşiği Meksika'nın en gözde adresleri düşünüldüğünde Teotihuacan ilk akla gelen yerler arasında bulunuyor. Milattan önce 2000'li yıllara kadar uzandığı düşünülen bir tarihe sahip antik kent 20² km bir alan üzerinde yer alıyor. Antik kentin en önemli yapıları da Ayve Güneş Piramitleri. Astroloji ve din merkezi olarak ünlenen antik kentte 248 basamak tırmanarak Güneş Piramidi'nin tepesinde yeryüzünün en güzel gün batımlarından birine şahit olabilirsiniz. Chichen ltza da Meksika'nın tarihi söz konusu olduğunda listenizin başlarında yer alması gereken bir çekim noktası. Maya Uygarlığı'ndan birçok iz barındıran Yucatan Yarımadası'nın en çok ziyaret edilen yeri. Milattan sonra 600 yılında Mayalar tarafından inşa edilen El Castillo Tapınağı ve ondan 600 yıl sonra Toltekler tarafından inşa edilen 365 basamaklı bir diğer tapınak görülmesi gerekenler arasında.

Yunan Adalarında

Eşsiz Bir Cruise Deneyimi

Yunanistan adalarını keşfetmek hem antik hem de romantik bir deneyimdir. Antiktir çünkü Fenikeliler, Mikenliler, Atinalılar gibi birçok antik uygarlığın izlerini taşımaktadır. Bu anlamda tarihî dokunun işlediği bu adalar sizi yüzyıllar öncesine götürebilecek anılar ve anıtlara ev sahipliği yapar. Dünyanın en önemli kültürel hazinelerinin beşiği Yunanistan coğrafyası, mimari yönden de çok zengin bir estetik deneyim yaşatacaktır ziyaretçilerine. Santorini’nin mavi kubbeli kiliseleri, Mikanos’un dar sokaklarında gezinirken karşınıza çıkıveren Panagia Paraportiani Kilisesi, her bir taşının özenle günümüze kadar korunduğu ortaçağ kenti Rodos bunlardan sadece birkaçı.

Ve elbette Girit… Yunanlıların “büyük ada” dedikleri Girit, tunç çağından kalma izleri hâlâ taşır. Doğal ve tarihî güzelliklerle yoğrulmuş, dünyaca ünlü bir turizm merkezi olan adanın en çok ziyaret edilen yerleri, Knossos, Faistos ve Gortis’deki arkeolojik sitler, Retimnon’daki Venedik Kalesi ve Samarya, Aya İrini, Aradena geçitleridir.

Eski adı “Louis Cruise Lines” olan ve Celestyal Olympia ismini 2014 sonlarında alan cruise gemisi, 1982 yılında Helsinki’de inşa edildi. Ana limanı Pire olan, 1664 yolcu kapasitesi ve 540 mürettebatı ile 7 kattan oluşan Celestyal Olympia, Ege kıyılarına ve Yunanistan adalarına yapılan yolculukların baş aktörü. 1200 yolcu kapasiteli, 400 mürettebatlı ve 9 katlı bir yolcu gemisi olan Celestyal Crystal’da da Olympia’daki sonsuz seçenek ve keyifli alanların hepsini bulabiliyorsunuz. Olympia ve Crystal’da bir gemi yolculuğundan çok daha fazlasını yaşarsınız. Kendinizi Yunan misafirperverliğinin samimi ve güler yüzlü ortamında bulacağınız bu seyahatte geçireceğiniz her bir an keyif ve huzur vaat ediyor. İster dinlenme alanlarında içeceğiniz serinletici içkilerle, isterseniz otantik mutfağın mükemmel lezzetleri ile bu keyifli anlarınızı renklendirmeniz mümkün. Tadına bakacağınız her bir lezzet usta ve yetenekli ellerden çıkıyor. Yunan ve Akdeniz mutfağının zengin lezzet skalasında kendi zevkinize uygun pek çok seçenek bulacaksınız.

Meksika elbette sadece köklü tarihi ile dikkat çeken bir ülke değil,aynı zamanda doyasıya eğlenip denizin, plajlar boyunca uzanan beyaz kumların ve Orta Amerika güneşinin tadını çıkarabileceğiniz bir ülke. Üç şehir: Tulum, Cancun ve Playa Del Carmen. Yucatan Yarımadası'nda yer alan bu şehirler Karayiplerin mavi sularıyla unutulmaz bir tatili buluşturuyor. Tulum plajlarıyla, Playa Del Carmen cenote adı verilen doğal havuzlarıyla, Cancun şehri de 450 heykelin sergilendiği dünyanın en büyük yer altı müzesi MUSA ile Meksika'ya gelenlere unutulmaz hikayeler yazma fırsatı sunuyor. Playa Del Carmen Meksika'yı tamamen yaşatırken Cancun biraz Miami, Tulum'da Uzak Doğu'yu anımsatıyor.

Burada zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız çünkü Olympia ve Crystal’da sizi çekecek pek çok alan var. SPA ile kendinizi şımartabilir, havuzda içkinizi yudumlayabilir, Ege’nin büyülü manzarasına eşlik eden yıldızları seyredebilir, saunada rahatlayabilirsiniz. Romantiktir çünkü her bir adımında estetik bir haz duyacağınız, tüm zamanların klasikleşmiş tur destinasyonu olan Yunan adalarında, duyularınızın canlandığını fark edeceksiniz. Tarihe ve eşsiz mimari dokuya eşlik eden doğal güzellikler içerisinde gezinirken hiç yaşamadığınız duygular size eşlik edecek. İçkinizi yudumlarken seyredeceğiniz günbatımları ile anın tadını çıkaracaksınız. Ayrıca enfes Akdeniz lezzetleri ile seyahatiniz esnasında damaklarınızı da şenlendireceksiniz. Deniz ürünlerinin en lezzetlilerini tatma şansı yakalayacağınız bu seyahat, hayatınızda bir daha asla unutamayacağınız güzelliklerle dolu bir iz bırakacak. Ege’de mavinin en güzel tonlarını üst düzey bir konaklama ile deneyimledikten sonra, ruhunuz dinlendiğini hissedecek, bundan sonraki seyahatlerinizde de hep bu duyguyu arar olacaksınız.

Dışı tül gibi narin bir çıtır tabaka, içi ise diri ve sulu! Unu nasıl böyle yapabildiklerini okumuştum, teyit etmek için sordum ve unun nemini almak için buzluğa koyduklarını öğrendim. Ayrıca kızartma yağı olarak 4 farklı yağın karışımını kullanıyorlar. Kızartma tencerelerinin çapı 60 cm civarı ve tamamen el yapımı gümüş-bakır karışımı. Türkiye’de orta hâlli bir otomobil parası yani. Özetle, Japonlar çok ilginç insanlar. Hayranlıkla izledim her şeyi. İlk fırsatta yolculuk tekrar Japonya’ya.

Tat Dedektifi Sinan Hamamsarılar İle

Bozcaada Lezzet Turu

İçinden geçtiğimiz pandemi süreci sonrası seyahat alışkanlıklarında olduğu gibi hayatımızın pek çok alanında değişimler, dönüşümler söz konusu olmaya başladı. Sağlık ve çevre duyarlığı gibi konular çok daha acil bir şekilde tüm dünyanın gündeminde. Sizin bu süreçte hem bireysel olarak hem de gezi ve gastronomi alanlarında dünyaya dair bakışınızda ne gibi değişimler oldu? Cevabını en uzun uzun yazmak istediğim ancak en kısa hâliyle özetlemeye çalışacağım soru bu olacak sanırım. İnsanoğlu kolay alışmaya eğilimli. Eğer beklenmedik gelişmeler yaşanmazsa önümüzdeki 3-4 yılı turizm anlamında fazlasıyla hareketli geçecek dönemler olarak görüyorum. Çünkü insanlar sıkıldı ve seyahat etmeye ihtiyaçları var.

Bozcaada özelinde bir Setur turuyla misafirlerimize rehberlik edeceksiniz. Sizce Bozcaada, hem Türkiye hem de dünya genelinde gastronomi açısından nasıl bir öneme sahip? Bozcaada’yı Ege’nin diğer benzer adalarından ayıran en önemli özelliği kendine yetebiliyor olması. Tarım ürünlerinden hayvancılığa pek çok faaliyetin ana karaya bağımlı olmaksızın gerçekleşebildiği bu özel noktanın kendi coğrafi kimliği var. Adanın üzümleri ile hazırlanan ürünler, Rum kültürünün esintilerini yaşatmaya çalışan Hem gezginlik hem gastronomi alanlarında yetkin bir kişisiniz. Bu iki alanın birbirine ne gibi katkıları oluyor? Seyahatlerinizde sizi yola çıkaran nokta bu ikisinden biri mi oluyor yoksa çok iç içe alanlar mı sizce? Belli bir yaşa kadar ailenizin sizi götürdüğü yerlere seyahat ediyorsunuz. Bu bir bakıma zoraki yolculuklar oluyor. Sonra büyüdükçe ve zevkleriniz geliştikçe, bunların dürtüsüyle kendinize yeni rotalar çizmeye başlıyorsunuz. Gittiğiniz yerler de doğal olarak aynı coğrafyada ya da aynı kültürde yerler olmadığından farklı iklimlerde yetişen besinlerden ve farklı kültürlerin elinden çıkmış tariflerden deneyimliyorsunuz. Böylelikle seyahat yemek sevdasını tetiklemiş oluyor. Hele bir de yeni tatlara sevdalıysanız, iş bu sefer geziler sırasında yemek aktivitesinden yemek için seyahat etmek seviyesine geçebiliyor. Şimdi bakıyorum da 2019 yılında ziyaret ettiğim 19 ülkeden Japonya, Tayland, Sri Lanka, Danimarka, İsrail, İsveç ve Dubai, sadece yemek kültürlerini merak ettiğim için çıktığım seyahatlere ev sahipliği yaptılar. Gastronomi, yerellik söz konusu olduğunda da modern ve ileri teknolojiler kullanıldığında da belirli bir kültürün dünyaya bakışını, değerlerini, yaşayış biçimlerini anlamlandırmada çok fazla veri elde edilebilecek zengin bir alan. Bugüne kadarki

gezi ve gastronomi deneyiminizde bu iki alandan yola çıkarak bir coğrafyaya ve kültüre dair unutamadığınız anılar, keşifier ya da detaylar oldu mu? Japonya seyahatim resmen hayata bakışımı sorgulamama sebep olan, çığır açıcı bir yolculuktu. Sadece Tokyo’da 30.000’in üzerinde ramen dükkânı var. 240.000 yemek işletmesi olduğu düşünülüyor. Balığın en tazesinden etin en kalitelisine, yüksek ihtimamla bakılmasından ötürü tanesi 2.500 TL’den satılan kavundan, uzay seviyesindeki titizliğe, Japonların yemek ile ilişkileri başka seviyede. Bir tas çorba hazırlamak için 21 saat aralıksız hazırlık yapıyorlar, hem de her gün! Bir ekmek yapacaklarsa, tekniğinde en ince detaylara hâkim olup, en kaliteli malzemelerle, hayatta tadabileceğiniz en iyi ekmeği hazırlıyorlar. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, hayatımda bugüne kadar yediğim en iyi çorbayı, en iyi pilavı, en iyi balığı, en iyi et, en iyi pizzayı, en iyi mantıyı, en iyi kızartmaları Tokyo’da yedim. Ve şunu biliyorum ki benim deneyimlediklerim her şeyin milyarda biri bile değil. Öylesine derin bir titizlik ve öylesine mükemmellikle sonuçlanan kusursuzluk anlayışı. Çok basit bir örnek vereceğim. Bir akşam yemeği için kızartmacıya gittik. Sebze kızartması servis eden işletmede yediğim kabağın tadını ve dokusunu biraz önce yemişim gibi hatırlıyorum.

işletmeler ve hazırladıkları tatlar, en yakın rakipleri Yunan adalarında görmeyi beklediğiniz yemeklerin Anadolulu hâllerini servis eden meze restoranları ile tam bir Egeli Bozcaada. Adanın çevresini saran denizin bereketinden gelen ürünler ise benzersiz. Sonbaharda kutlanan kalamar festivali ve bağ bozumu günleri, adanın en önemli gastronomik etkinlikleri bence.

Kaz Dağları bölgesi ve Bozcaada doğası, tarihî ve lezzetleri sevilen rotalardan biri. Peki sizin için Bozcaada’nın bireysel anlamdaki önemi ve değeri nedir? Temiz hava, beach olmayan kumsallar, uzun sokaklarda kurulan akşam masaları, süresiz sohbetler, “ada kafası” ile gelen boşvermişlik!

Bozcaada turuyla ilgili çok da spoiler vermeden sizden birkaç küçük ipucu alabilir miyiz? Misafirlerinizi neler bekliyor? Adanın en başarılı restoranlarında bizler için özel hazırlanmış mönüleri de deneyimleyecekler, restoranlar dışında yerlerde tadımlar da yapacaklar. Ürünlerin ve tariflerin hikâyelerini üreticilerinden öğrenecekleri gibi tüyolarını da alacaklar. Özetle her zaman gidebilecekleri bir yerde, her zaman yaşayamayacakları deneyimler yaşayacaklar… Arada bol bol D vitaminini de unutmayalım…

Yükselen

Trendler !

Bir Efsane, Yeni ve Yeniden

Jaguar E-Type Reborn

Çağımızın teknoloji, bilişim ve dijital dünyayla olan hız kesmeyen ilişkisinin yanı sıra nostalji duygusu da hiçbir zaman popülaritesini kaybetmiyor. Hele ki bu nostaljiyi

Doğa sporlarında ve koşuda hem dayanıklılık hem güven sağlayan başarılı marka North Face, yeni ayakkabı koleksiyonuyla doğa tutkunlarının maceralarına hız katıyor. “Enerjiyi momentuma dönüştürmek” esasıyla yaratılmış olan Vectiv koleksiyonunda yer tutuşu, itiş gücü ve konforu ön plana alan North Face, profesyonel sporcular tarafından binlerce milde test edilip sahadan tam not alan serisiyle yürüyüş ve koşu deneyiminde çıtayı çok yükseklere taşıyor. Karbon plaka özelliğiyle adımlardaki şok etkisini en aza indiren; saya kumaşının bugün de var edebilenler ortaya çıkınca bazı keyifler ölümsüz hâle geliyor. Otomobil sektörü hem nostaljiyi hem teknolojiyi yaşatabilen sektörlerden ve bu sene Jaguar bunu en keyifli şekilde başarıyor. Efsane bir marka olan Jaguar’ın yine efsane olan modeli E-Type tekrar yollara çıkıyor. Bu yıl modelin 60. yaşını kutlamak üzere karşımıza çıkan E-Type, nostaljik görünümünü kaybetmeden yenilenmiş. Araba ve özellikle de bu modelin tutkunlarına Jaguar, nostalji ile teknolojinin buluştuğu tarifi imkânsız bir deneyim yaşatmayı vadediyor.

Televizyon Teknolojisinde Transparan Bir Yenilik

Xiaomi Mi TV Lux Transparent Edition

Dünya teknoloji devlerinden Xiaomi, televizyonun ev dekorasyondaki yerini bambaşka bir boyuta taşıyor. Ev dekorasyonlarımızda televizyonların boyutu, durduğu nokta, bağlı cihazların azlığı ve saklanabilirliği, kapalıyken tablo işlevi gören özellikleri gibi pek çok detay, estetiğe de hitap eden bir arzın varlığını uzun süredir ortaya koyuyor. Bu estetik algının yepyeni bir boyuta, şeffaflığa taşınmasını ise Xiaomi’nin Mi TV Lux Transparent Edition modeli sağlıyor. Dünyadaki ilk şeffaf televizyon olma özelliğine sahip olan Mi Tv Lux Transparent Edition, kenarlara sıfırlanmış çerçeveleri, arkasında panelin olmayışı, 5,7 mm inceliğindeki OLED ekranıyla tv deneyimine yeni bir soluk getirdiği gibi ev dekorasyonu trendlerinde de bir ilke imza atıyor. 55 inç ekran boyutuyla Çin’de satışa sunulan bu model, modern, sıra dışı, yenilikçi tarzıyla evde televizyonun varlığına yepyeni bir anlam ve şıklık katıyor.

AMR C01

Aston Martin & Curv

Dünyanın en heyecan dolu yarışlarından birini evinizde deneyimlemeye ne dersiniz? Formula 1’in coşkusunu evinize en gerçekçi şekilde taşıyan simülasyon ile bu mümkün. Aston Martin ve Curv Racing Simulators işbirliğiyle yaratılan, fütüristik tasarımıyla göz dolduran ve Aston Martin Valkyrie model yarış arabasının sürüş deneyimini yaşatan yarış simülatörü, yalnızca 150 adet üretilerek piyasaya sürülecek. Karbon fiber gövdesi ve gerçek yarış adrenalinini yaşatmayı hedefleyen ultra geniş açılı ekranıyla bu yeni ürün, Formula 1 tutkunlarının hayallerini evlerinde gerçeğe dönüştürüyor. örgüsüyle ayağı tam kavrayan ve nefes aldıran; taban teknolojisiyle tüm yüzeylerde kaymazlığı garanti eden North Face Vectiv koleksiyonu yepyeni bir deneyim vadediyor. Yürüyüşte ve koşuda hızı olduğu kadar dengeyi de ön plana alan, hafif ve şık tasarımlı Vectiv koleksiyonu, her adımınıza güven, konfor ve hız katıyor.

Aynalara Küsmedik, Bu Ayna Egzersiz Koçumuz

The Mirror

Spor salonlarına gitme rutinini bir türlü tutturamıyorsanız yahut evde spor yapmayı tercih ediyor fakat yine belirli bir rutine sadık kalamıyorsanız bir ayna ile bu sorunlarınıza kökten çözüm getirebilirsiniz. Elbette bu ayna bildiğimiz aynalardan değil. NYC Ballet balerinlerinden Brynn Putnam’ın kurucusu olduğu, interaktif fitness projeleri geliştiren The Mirror firması, evinizde spor yapmanın keyfini bir boy aynasının içine sığdırdığı spor dünyası ile sağlıyor. Kapalı hâldeyken yalnızca şık ve sade tasarımlı bir boy aynası olarak görünen The Mirror, içerisinde yüzlerce antrenman, özel eğitmen ile canlı ders yapabilme ve arkadaşlarınızla beraber spor yapma imkânı barındırıyor. 40 inç boyuta ve 1080p çözünürlüğe sahip olan The Mirror ile evinizdeki aynanız, beden gelişiminizin de aynası oluyor. Evinizin konforunda istediğiniz egzersizi veya canlı dersi seçiyorsunuz, fitness profilinizin takibiyle seviyenizdeki ilerlemeyi aynanız size yansıtıyor.

Güneş, Spor ve Bakım Bir Arada

Shiseido Sports BB SPF 50

Güneşli günlerin tadını çıkarmayı çok özledik. Açık havaların tadını spor yaparak çıkarmak isteyenler cilt korumasının önemini bilir. Japonya’nın güzellik alanında uzman markası Shiseido, spor yaparken cildinizin korumasını sağlamada yetkin bir ürünle karşınızda. Shiseido Sports BB SPF 50 güneş kremiyle cilde zararlı olabilecek ışınlardan korurken spor keyfinizi bakımlı bir görünüşü koruyarak da taçlandırıyor. Wetforce teknolojisiyle su ve terleme hâlinde bile UV korumasını kaybetmeyen, Quick Dry özelliğiyle de cildinizin daha çabuk kurumasını sağlayan ürün cilt bakımınız ve korumanız için her şeyi düşünmüş. Size açık havada spor yapmanın ve güneşin ruha, bedene ve cildinize iyi gelen yönlerine odaklanmak kalıyor.

Mandarin Oriental Ritz

Madrid

Tarihe En Şık Saygı Duruşu

Mandarin Oriental zinciri Nisan 2021’de bir tarihe yeniden soluk verdiği Madrid otelinin kapılarını açtı. Mandarin Oriental Ritz Madrid, 1900’lerin başından bugüne tarihi taşırken bugünün lüks, konfor, estetik ve kalite anlayışını da beraberinde barındırıyor. Mandarin Oriental Ritz Madrid binası ilk olarak 1910’da George Ritz’in Kral 13. Alfonso’nun desteğiyle hayata geçirdiği bir projeydi. Yıllar sonra 2018’de Mandarin Oriental bünyesinde kapsamlı bir restorasyona alınan otel, 2021 yılında otel işletmeciliği alanında efsane isim George Ritz’i yâd ederek ve tarihine saygı duruşunda bulunarak, otelcilik dünyasında şıklığı ve güveni buluşturan bir kaliteyle konuklarına kapılarını yeniden açtı.

Fransız ve İspanyol Estetiğiyle Madrid’e Has Bir Ahenk

Mandarin Oriental Ritz Madrid, Madrid’in merkezinde, Prado, Reina Sofia ve Thyssen-Bornemisza müzelerinin oluşturduğu Altın Sanat Çemberi adını alan bölgede, harika manzaraların ve kültür duraklarının kalbinde yer alıyor. Otel, lüks anlayışını şıklık, konfor ve güven üçlüsüne dayandırıyor. Mimarisinde ise Fransız Gilles & Bossier ve İspanyol mimar Rafael de La-Hoz’un seçkin anlayışını her adımda hissediyorsunuz. Lobi, odalar, süitler, wellness bölümleri ve restoranlarında her detay hem otelin geçmişinden gelen atmosferi hem de bu çağın estetik anlayışını muazzam bir harmoniyle bir araya getiriyor. 100 oda ve 53 süiti ile hizmet veren Mandarin Oriental Ritz Madrid, odalarının her birinde lüks detayları sade bir şıklıkla yansıtıyor. Cordoba derisinden özel tasarım yatak başlıkları harikulade detaylar olarak göz doldururken banyolarda kullanılan İtalya’nın meşhur beyaz dolomit mermeri tazeliği ve görkemi aynı anda hissettiriyor.

Mandarin Oriental Ritz Madrid, mutfağını da alanında uzman ellere emanet etmiş. Dacosta'nın önderliğinde hazırlanmış leziz menülerin tadını, otelin ana restoranında çıkarabilirsiniz. Ayrıca The Ritz Garden, Palm Court, Ritz Bar ve Champagne Bar gibi alternatifler de hafızanızda ve damaklarınızda izler bırakacak. Mandarin Oriental kalitesi ve seçkinliğiyle dinlenme, wellness ve fitness gibi aktivite alanları burada profesyonel ekiplerce hazırlanmış programlar sunuyor. Egzersiz yapmanın, spa ile beden ve zihninizi rahatlatmanın tadını konuklarını el üstünde tutan Mandarin Oriental ile doyasıya yaşayabilirsiniz.






Diğer Sayılar