SeturSelect 3 Yaşında!

Seyahatseverlerle birlikte her yolculukta seyahatin biraz daha ötesine geçtiğimiz 3 yılı geride bıraktık. Geride bıraktıklarımız ilerisi için de her zaman bir umut ve motivasyon kaynağı oldu, olmaya da devam edecek. Geçen 3 yılda ünlü isimlerle birlikte 40’ın üzerinde tur gerçekleştirdik ve bu turlarda bizimle birlikte olan misafirlerimize eşsiz deneyimler yaşattık.

Tematik turlarımıza ünlü isimlerin yol arkadaşlığı farklı bir tat kattı. Turlarımız kapsamında İlber Ortaylı ile St. Petersburg, Mısır ve Lübnan’ı, Ayhan Sicimoğlu ile Gubbio, Sicilya ve Avrupa’nın en ünlü noel pazarlarının kurulduğu şehirleri keşfettik. Bahar Akıncı ile Beyrut ve Fas’ta eşsiz lezzetlerin peşine düştük.Aret Vartanyan bizi tarihin yeni sıfır noktasına, tüm dünyadan araştırmacıların odak noktası hâline gelen Göbeklitepe’ye götürdü. Mısır Piramitleri’nden 6000 yıl önce yapılan Göbeklitepe’ye düzenlediğimiz turumuza katılan misafirlerimizle tarihin en derin noktasına dalış yaptık. Jale Balcı ile lezzetleri ve etnik çeşitliliğiyle bir kültür mozaiğini barındıran, bereketli hilâlin yıldızı Antakya’yı tanıdık.

Bir diğer önemli turumuzu da Şehzade Igual ile kadim bir kültüre binlerce yıldır ev sahipliği yapan, her yerinde ayrı bir tat ayrı bir tarih bulduğumuz İran topraklarında gerçekleştirdik. Turlarımız dışında da dünyanın her yerinde seyahatsever misafirlerimizle birlikteydik. 7500’e yakın seyahatseverle 6 kıtada; Amerika Birleşik Devletleri’nden Arjantin’e, Bosna Hersek’ten Çin’e, Avustralya’dan Nijerya’ya yaklaşık 96 ülkeyi birlikte keşfettik. Seyahatin sadece seyahat olarak kalmayacağı yeni rotalarda, yeni hikâyelerle dolu nice 3 yıllara!

Antik Dünyanın Mistik Başkenti

Petra, Ürdün

Orta Doğu’nun son yıllarda en dikkat çeken destinasyonlarının başında gelen Petra Antik Kenti’ni ve farklılıkların ülkesi Ürdün’ü tanıyacağımız 6 günlük turumuzda 2019 sonbaharını Ürdün’ün güzel manzaraları ve otantizmi ile renklendireceğiz.

Binlerce yıllık geçmişe sahip, Nebati Devleti’ne başkentlik yapan Petra’yı keşfedeceğimiz turumuz Amman’a varışımızla başlayacak. Milattan sonra 700’lü yıllarda gerçekleşen bir depremle toprak altında kalan ve bu sayede bugün en iyi korunmuş Roma kentlerinden biri hâline gelen Jerash Antik Kenti’nde tapınakları, sütunlarla süslü caddeleri ve tiyatro yapılarını tanıdıktan sonra günümüzün kalanını Amman şehir turu ile değerlendireceğiz. Amman Kalesi, Umayyad Sarayı, Kral Abdullah Camii ve Ulusal Müze, şehir turumuzda keşfedeceğimiz önemli noktalar. Sonraki gün durağımız Petra yolunda görülmeden geçilmemesi gereken Madaba Şehri olacak. Mozaik yapıları ile ünlü kentte St. George Kilisesi’ni ziyaret ettikten sonra Musevi inanışta önemli bir yeri olan Nebo Dağı’nda soluklanacağız. Ürdün’deki 4. günümüz hepimizin merakını cezbeden Petra Antik Kenti keşfi ile turumuzun en yoğun günü olacak. Nebati Devleti döneminde en parlak günlerini yaşadığı düşünülen şehir bugün ziyaretçilerine sunduğu manzaralar ve eserlerle bulunduğu coğrafyanın en önemli antik kenti olarak gösteriliyor. Binlerce yıllık tiyatro, su yolu ve kraliyet mezar yapıları ihtişamları ile bizleri büyüleyecek. Dünyanın yeni 7 harikası arasında gösterilen antik kentten ayrılarak doğal güzellikleri ile dikkat çeken, kızıl kumul tepeleri ile farklı bir gezegende olduğunuz hissini yaratan Wadi Rum’a hareket edeceğiz. Burada kızıl kumlar üzerinde arazi araçları ile bir safari turu gerçekleştirip günü noktalayacağız.
Ürdün’den İstanbul’a hareket etmeden önce son durağımız, dünyanın en tuzlu 2. suyu olma özelliği ile deniz seviyesinin 420 metre altında yer alan Ölüdeniz olacak. Bu durgun denizde, deniz seviyesinin metrelerce altında, yoğun tuzlu suda yüzme deneyimini yaşayacağız. Sonrasında İstanbul yolculuğumuz için hazırlıklarımıza başlayacağız. Tarih ve doğanın en güzel örnekleriyle tanışacağımız turumuza 4 Ekim’de sizleri de bekliyoruz!

Yeryüzündeki Cenneti Yansıtan:

Soneva

Maldivler’in Kunfunadhoo bölgesinde başlayan bir yolculuk, bugün dünyanın en seçkin ve çevreye karşı en bilinçli otellerinden birini yarattı.

1995’te Eva ve Sonu Shivdasani’nin kendi evleri olarak inşa ettikleri yapı ileride gelişecek otellerin ilk adımı ve ilk örneğini teşkil etti. Adını kurucularının isimlerinin harmanlanmasıyla alan Soneva, bugün dünya çapında sürüdürülebilir turizm, lüks resort, seçkin konaklama, çevre bilinci gibi pek çok alanda sayısız ödüle sahip. Siz de tatilinizi hem gezegene yararlı hem de ayrıcalıklı bir biçimde geçirmek isteyenlerdenseniz, lüksü, şıklığı doğallıktan yaratan Soneva’da aradığınızı bulacağınız şüphesiz. Soneva, Maldivler’de iki, Tayland’da bir adet otele sahip. Konsept mantıklarını “intelligent luxury” (akıllı lüks) olarak tanımlayan Shivdasani çifti, konuklarının konforunu ön plana aldığı kadar bunu çevre bilinci, doğaya dönüş temalarıyla da harmanlıyor.

Lüksün tanımı onlara göre nadide olan, az bulunan şey. Bugün ise bu lüksün huzur, zaman ve alan olduğunu söylüyorlar. Lüksü doğanın en sade hâlinde bulan ve konuklarına sunan Soneva, size engin mavileri, yeşili, doğal besinleri, yani kısacası doğanın ta kendisini sunuyor ve sizin de ona karşı sorumluluk sahibi ve onunla dayanışma içerisinde olmanızı sağlıyor. Çiftin bu sorumlulukla kurdukları Soneva Vakfı da adalar, çevresindeki kültür ve doğa varlıkları için çok çeşitli koruma - geliştirme projeleri üretiyor. Maldivler’e bölgenin en büyük güneş enerjisi sitemini kuran Soneva, lüks bir otel olmanın çok ötesinde, doğaya saygılı ve özverili bir hizmet sistemi kurarak örnek teşkil ediyor.

Soneva Kiri

Tayland

Soneva’nın ikinci oteli Soneva Kiri, 2009’da Tayland’ın Koh Kood Adası’nda kuruluyor. Yağmur ormanlarının yemyeşil ve sık ağaçlarla kaplı doğasının içinde bir hazine gibi gizlenen villaları, okyanus manzarası ve kumsal kenarı olmak üzere iki konseptte hizmet veriyor. Sürat teknesiyle adayı keşfedebileceğiniz; yağmur ormanlarının yemyeşil derinlerinde, yerden metrelerce yüksekte leziz akşam yemekleri yiyebileceğiniz; adaya has kelebekleri gözlemleme turuna çıkabileceğiniz Soneva Kiri, Tayland’da tatil deneyimine kendi imzasını çok şık ve çok doğal bir göz alıcıkla atıyor.

Soneva Fushi

Maldivler

1995’te Maldivler’de Soneva’nın ilk oteli olarak kurulan Soneva Fushi, Kunfunadhoo Adası’nın iki cephesinde gün doğumu ve gün batımı konseptiyle hizmet veriyor. Maldivler’in dünyaca meşhur bembeyaz kumsallarının her iki yakada da tadını çıkarabiliyorsunuz. Gün doğumu cephesinde muazzam manzaranın eşliğinde sabahın ilk ışıklarını villanızda huzurla karşılayabilir; gün batımı cephesinde ise yunusları gözlemleyebilir, şnorkelle dalış yapabilir, engin suların büyüsünü keşfedebilirsiniz. Soneva Fushi’de villanızda masalsı manzaralar eşliğinde dinlenerek ve yüzerek keyif sürebileceğiniz gibi farklı birçok aktiviteye de katılabilirsiniz. Gökyüzünü seyre dalacağınız yıldız gözlemi bölümü, cam sanatını deneyimleyebileceğiniz etkinlikler, gençlerin yemek, mocktail, enstrüman dersleri alabileceği The Den ve özel bir şefin eşliğinde, kalabalıktan uzak, kumsalların üzerinde yapabileceğiniz piknik bu aktivitelerden birkaçı.

Soneva Jani

Maldivler

Soneva macerasının başladığı yerde, yine Maldivler’de bulunan 3. Soneva oteli Soneva Jani, Noonu Atoll’da 2016’da hizmete açıldı. Maldivler’in bu el değmemiş adasının tek yerleşkesi olan Soneva Jani, sadeliği ve doğadan ilham aldığı kusursuzluğuyla benzersiz bir tatil deneyimi yaşatacak diğer adres. Maldivler’in masmavi suları üzerine kurulan açık hava sinema deneyimi, bembeyaz kumsallar üzerinde gün doğumunda size özel bir kahvaltı ya da akşam yemeği, yunusların gruplar hâlinde yüzmelerine tanıklık edeceğiniz tekne turu, çevre-dostu sörf deneyimi ve daha pek çok aktivite huzuru, eğlenceyi, keşfetmeyi yani kısacası bir tatilde arayabileceğiniz her şeyi size en doğal ve dolayısıyla en güzel hâliyle, Soneva ayrıcalığıyla sunuyor

Rusya'nın Güneşli Yüzü

Krasnodar Krai,Sochi

Rusya dediğimizde hemen hemen herkesin aklına gelen soğuk hava algısını son yıllarda kıran bir şehir var; Sochi…

Karadeniz'de Özel Bir Tatil Cenneti

Sochi

Adını her ne kadar kış ile birlikte ansak ve 2014’te düzenlenen Kış Olimpiyatları ile aklımızda kalsa da Sochi, özellikle son yıllarda Rusya’da önemli bir turizm merkezi hâline geldi. Rusya’nın güney kesiminde, Karadeniz kıyısında yer alan şehir hem kış hem yaz turizmi için sunduğu fırsatlarla dikkat çekiyor.

Kafkas Dağları’nın etekleriyle Karadeniz’in en güzel kıyıları yaklaşık 100 yıldır turizm açısından değerlendiriliyordu. 100 km’nin üzerindeki sahilleri yazın, Kafkas Dağları üzerinde kurulan kayak tesisleri kışın, mineralli sıcak kaynak suları ile de 4 mevsim milyonlarca ziyaretçiyi kendisine çekiyor. Yaklaşık 400 bin kişinin yaşadığı şehirde turizm sezonunun başladığı Mayıs ayından itibaren nüfus 6 ila 7 kat artıyor. Peki bu şehirde nereleri gezilir sorusunun cevabını sizler için derledik.

Sochi’nin en dikkat çeken yerlerinin başında Rusya’nın en büyük parkı olma özelliğini taşıyan Botanik Park geliyor. 1800’lü yılların sonlarında kurulan park bugün 1500’ün üzerinde ağaç ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

Park, ziyaretçilerin huzurlu vakit geçirmek için tercih ettiği bir nokta. Şehrin merkezinde bulunan 8 metre yüksekliğindeki Lenin Mozaiği de ziyaretçilerin sıkça vakit geçirdiği bir alan. 1980’de Lenin’in doğumunun 100. yılı anısına yapılan mozaik en çok fotoğraflanan yerlerin başında geliyor. 19. yüzyıldan kalma tabloların sergilendiği Sanat Müzesi ile şehrin arkeolojik tarihini tanıyacağınız, denizcilikle ilgili eserlerin bulunduğu ve İkinci Dünya Savaşı hatıralarını görebileceğiniz Sochi Tarih Müzesi şehirde ufak bir kültür turu için ideal mekânlar olarak öne çıkıyor.

Ayrıca uzay çalışmalarıyla ilgilenenleri Sochi Tarih Müzesi’nde bir sürpriz bekliyor. 18 gün yörüngede kalışın ardından Haziran 1970’te dünyaya dönen Soyuz 9 Kapsülü müzede ziyaret edilebilir.

Yaz ve Kış Farklı İki Dünya

Groky Gorod

Sochi’ye seyahat edenlerin en önemli duraklarından birisi de birbirinden iddialı tesislerin bulunduğu Gorky Gorod. Bölgede yaz mevsiminde de kış mevsiminde de unutulmaz bir tatil geçirmenizi sağlayacak aktivitelere katılabilirsiniz.

Yaz aylarında kiralayacağınız bisikletlerle bisiklet parkında kendi rotanızı oluşturarak panoramik dağ manzarası eşliğinde gezintiler yapabilir, bölgenin ekolojik yapısını yakından tanıyacağınız gezilere katılabilir, kamp yapabilir ya da 1,5 kilometre uzunluktaki parkurunda ailenizle birlikte aktivitelerde bulunabileceğiniz Adventure Park’ta eğlenceli zamanlar geçirebilirsiniz. Kış mevsiminde ise Gorky Gorod’un karlı yüzü ile tanışabilirsiniz. Yazın yürüyüş ve bisiklet gibi aktivitelerin yapıldığı bölgede kış mevsimiyle birlikte kayak yapmanın keyfini çıkarabilirsiniz.

Yeni başlayanlar için kayak okulunun da bulunduğu tesislerde farklı zorluk derecesindeki pistlerde kayak yapabilir, dilerseniz kayak keyfini geceleri de sürdürebilirsiniz.

Rixos Krasna Polyana

Sochi

Sochi şehir merkezine yaklaşık 60 kilometre, havaalanına 40 kilometre mesafede yer alan otel eşsiz dağ manzarasıyla dikkat çekiyor. Gorky Gorod’un en dikkat çeken otellerinden biri olan Rixos Krasna Polyana Sochi, otel zincirinin Rusya’daki ilk oteli. Deniz seviyesinden 960 metre yukarıda bulunan tesis, özenle dekore edilmiş 114 lüks odasıyla ve bol aktivite seçenekleriyle her yaştan misafire hitap ediyor. Yaz aylarında bakir doğasının içinde ekolojik bir tatil yapabilirsiniz. Açık havada yoga, hiking, bisiklet gibi aktivitelerle kaliteli vakit geçirebilir, dilerseniz otelin Karadeniz kıyısında bulunan özel plajında denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Spa merkezinde yaptıracağınız bir masajla rahatlayabilir ya da Türk hamamında günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Rixos Krasna Polyana Sochi, tatilin yanında sahip olduğu konferans salonlarıyla iş seyahatleri için de oldukça iyi bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Siz de Sochi’yi keşfederken güzel vakit geçirip eşsiz bir konaklama deneyimi yaşayacağınız Rixos Krasna Polyana Sochi’yle seyahatinizi unutulmaz kılabilirsiniz.

Keşfedilmeyi Bekleyen

Nashville Tennessee

Country şarkıların sözlerini mırıldanan sokaklara, büyülü bir yolculuğun adresi Nashville’e doğru yola çıkıyoruz.

Country Müziğin Merkez Üssü

Nashville Tennessee

ABD’de Tennessee eyaletinin başkenti olan Nashville, country müziğin anavatanı olarak bilinir. “Müzik Şehri” adıyla da anılan ve bu tanımlamayı fazlasıyla hak eden Nashville’de, şehrin kendine has giyim-kuşam, yeme-içme kültürüne bir adım atmak, melodilerden kurulu büyülü bir dünyaya adım atmakla eşdeğer.

Nashville ziyaretinizde göreceğiniz ve hissedeceğiniz ilk şey country melodilerine ayak uydurmuş bir kültür. Şehir yaşantısının detaylarında her an bir kovboy şapkasıyla, bir country müzik efsanesinin sesiyle karşılaşabilirsiniz. Hele ki country müzik seviyorsanız Nashville, her sokağında farklı bir keşfin peşine düşeceğiniz, dört bir yandan gelen gitar melodileriyle mest olacağınız bir rota olacak.

Konserler, hokey maçları, leziz hot chicken’lar, barbeküler, country müziğe adanmış müzeler, geniş şehir parkları, Cumberland Nehri’nin muhteşem manzaraları ile Nashville’in ritmine kendinizi bırakın. Notalarla kurulu modern bir şehrin eğlenceli atmosferinde hafızalarınızdan silinmeyecek bir seyahat yaşayın.

Country Müziğin Dev Arşivi

Country Music Hall ofFame & Museum

Nashville’i tanımak ve keşfetmek için ziyaret etmeniz gereken yerlerin başında Country Music Hall of Fame & Museum geliyor. Elvis Presley, Waylon Jennings gibi isimlerin kostümleri, plakları, kişisel eşyaları ve daha birçok kıymetli parçayı inceleyebileceğiniz, efsane isimlerin anılarını bıraktıkları bu şehirde onların izlerini takip edeceğiniz müze ve müzik salonu oldukça geniş bir koleksiyona sahip. Bunun dışında Nashville için büyük öneme sahip olan efsane country müzisyeni Johnny Cash’e adanmış olan Johnny Cash Müzesi de duraklarınızın arasında yer almalı.

Her Akşam Canlı Performans

Broadway Street

Müziğin bu şehir için ne anlam ifade ettiğini anlamak için yalnızca müzeleri gezmek yeterli olmayacaktır. Müzikhollerin, canlı müzikle her gün konuklarına eğlence ziyafeti sunan restoran-barların sayısı da Nashville gibi çok büyük olmayan bir şehir için oldukça fazla. Bu bol seçenekli konser mekânları içinde kaçırılmaması gereken yerlerin başında ise Grand Ole Opry ve Honky Tonk Row geliyor. Dünyanın en eski radyo programı olan Grand Ole Opry’nin binasında salı, cuma ve cumartesi akşamları ya da Honky Tonk Row bölgesinde her akşam hem country hem de farklı tarzda müzik yapan sanatçı ve gruplardan nefis konserler dinleyebilir, Nashville’in durulmayan dinamik melodisine kendinizi kaptırabilirsiniz.

Şehrin Tarihî Soluğu

Centennial Park ve Parthenon

Nashville, kimliğini country müzik odağında yaratmış, bununla yoğrulmuş bir şehir. Fakat elbette Nashville’de şehrin hareketli yerlerinden biraz uzaklaşıp yeşilin huzurunda dinlenmek de mümkün. Centennial Park, bunun için en iyi adreslerden biri. Üstelik parkın içinde konumlanan, 1897’de inşa edilmiş Parthenon replikasını ziyaret etme fırsatını da elde ettiğinizde Nashville’in “Athens of South” (Güneyin Atinası) lakabını nereden aldığını da göreceksiniz.

Lezziz Hot Chicken Deneyimi

Prince’s Hot Chicken, Hattie B’s

Nashville’e gidip hot chicken yemeden dönmemelisiniz, zaten bu çok da mümkün değil. Şehrin sembol yemeği olan hot chicken’ı gittiğiniz restoranların çoğunda bulabilirsiniz. Fakat iyisi nerede yenir diye merak ediyorsanız tavsiyelerimiz; Prince’s Hot Chicken ve Hattie B’s restoranları. Özellikle Prince’s restoranı 70 yıllık hot chicken deneyimiyle ve bu yemeğin ilk servis edildiği yer olması itibariyle Nashville’in klasik ve en bilinen mekânlarının başında geliyor. Hot chicken, genellikle acılık seviyesine göre farklı kategorilerde servis ediliyor. Bu leziz yemeği tadarken acı eşiğinizi de objektif bir biçimde göz önünde bulundurun. XXX Hot olanlar gerçekten acı, bizden söylemesi.

Nashville’de Nerede Kalmalı ?

Şehir merkezinde bulunan Hermitage Hotel, Nashville’in en eski ve en seçkin oteli. Konumu ve seçkin hizmet konusundaki 100 yılı aşan deneyimiyle Hermitage, şehrin ikonik yapılarından da biri. 1908 yılında inşasına başlanan otel Beaux-Arts mimari tarzının zarif ve görkemli bir örneği.

Lüks Deneyimlerle

Büyülü Maviliklere

Dünyanın Tüm Okyanuslarına!

Silversea Cruises

7 kıtada, muhteşem liman ve sahillerin, dünyanın tüm okyanuslarını keşfetmenin ve özgürlüğün tadını çıkaracağınız dünya turunda 140 gün boyunca, 62 limandan geçerek 32 ülkeyi ziyaret edeceksiniz. Lüks ve konforu kimliğinin bir parçası hâline getirmiş olan Silversea’nin dünya turu, içeriğinin ihtişamına yakışır biçimde Cruise Seyahatinin Efsanesi başlığıyla yola çıkıyor

6 yıldız sahibi Silver Whisper gemisiyle kıtaları ve okyanusları aşmaya Florida’nın Fort Lauderdale bölgesinden başlayacaksınız. Arjantin’de Buenos Aires, Şili’de Valparaiso, Avustralya’da Sydney ve oradan Dublin’e uzanacak olan bu rüya yolculuk Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da son bulacak. Haftalarca bir seyyah misali gezinirken keşfedeceğiniz otantik, tarihî ve büyülü sayısız rota içinde bu saydıklarımız yalnızca birkaçı. Seyahatinizde sizleri ağırlayacak olan Silver Whisper gemisi teknik donanımı, lüks kamaralarıyla dünyayı en konforlu şekilde dolaşmanızı hedefliyor. Dünya mutfaklarından leziz menülerle, yemeği deneyime dönüştüren restoranları, genişletilmiş wellness, spa ve fitness merkezi, kütüphanesi, gurme barı ve daha birçok özelliğiyle Silver Whisper, maviliklerin üzerinde seçkin bir resort deneyimi yaşatacak.

Silversea’nin konuklarına 2000 USD gemide harcama kredisi, limitsiz internet kullanımı gibi ayrıcalıkları sağlaması asaletin bazen detaylarda olduğunu da hatırlatıyor.

6 Ocak 2020’de yola çıkacak olan Silver Whisper ile, okyanusların üzerinde dünyayı gezerken hafızalarınızdan silinmeyecek anılar biriktirecek, ömrünüzün en özel seyahatini yaşayacaksınız.

Mavinin Üzerinde Süzülen Işıltı

Ritz Carlton Yat Deneyimi

Ritz Carlton otellerinin modern tasarımlarla yarattığı büyülü konaklama seçenekleri bir de cruise seyahati ile birleşince ortaya çıkan sonuç zarif ve seçkin bir deneyimi yaşatıyor. Akdeniz, Karayipler, Baltık Denizi ya da Kuzey Atlantik’te büyülü güzellikteki rotalara, ayrıcalıklı hissedeceğiniz bir konsept ve hizmet ile seyahate çıkmak istiyorsanız Ritz Carlton imzalı yat deneyimi, size hayal ettiğinizden çok daha fazlasını sunmaya hazır.

Toplamda 298 kişilik yolcu kapasitesine sahip olan Ritz Carlton Yacht, her biri farklı özellikleriyle 29 metrekareden 102 metrekareye kadar ulaşan farklı ölçeklerde suitleriyle göz kamaştırıyor. Seyahatinizin süresine ve aradığınız konfor çeşitliliğine göre tercih yapabileceğiniz suitlerde, ister okyanus manzarasını seyrederek güvertenizde güneşlenin, isterseniz bir daire konforunu sunan odanızda dinlenin. Ritz Carlton’ın seçkinliğinden ödün vermeyen suit kamaralarında sonsuz maviliklerin tadını çıkarmaya doyamayacaksınız.

Seyahatiniz boyunca konaklayacağınız süit kamaranız haricinde Ritz Carlton yat deneyiminde, güverteler, salonlar, restoranlar, toplantı alanları ve gözlem terasları da yat seyahatinizi dolu dolu geçen ışıltılı bir atmosferde yaşamanız için size her imkânı sunuyor. Tatilinizde, özverili ve özenli hizmet anlayışıyla, sizi el üstünde tutan Ritz Carlton Yacht zarafeti ve asaletiyle size etkileyici bir deneyim vaad ediyor.

Tarihin Sıfır Noktasına

GÖBEKLİ TEPE

Nükhet Ev eri eşliğinde

En eskiden de önceye… Stonehenge’den yaklaşık 7500 yıl önce insanlık kendini Göbekli Tepe’de gösterdi.

Uygarlığın yeşerdiği Mezopotamya, tarihin insan eliyle yapılmış en eski yapısına ev sahipliği yapıyor. Şanlıurfa’nın kuzeydoğusunda yer alan Göbekli Tepe, 1995 yılındaki keşfi ile birlikte insanlık tarihinin tahmin edilen başlangıcını da binlerce yıl geriye götürdü. Keşfedilen bu kadim yapının bir ibadet merkezi olduğu düşünülüyor. Gün yüzüne çıkan kalıntılar keşfedildikleri günden itibaren tüm dünyanın ilgisini çekti ve onlarca araştırmacı hâlâ üzerinde çalışmaya devam ediyor. Biz de siz seyahatseverler ile birlikte Nükhet Everi’nin yol arkadaşlığıyla Eylül ayında Göbekli Tepe’yi keşfedeceğiz.

3 gün sürecek turumuzda Göbekli Tepe’yi keşfetmeden önce Güneydoğu Anadolu’nun en gözde şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’nın tarihi ve kültürüyle daha yakından tanışacağız. Uçaktan iner inmez aracımızla şehir merkezine geçip, lezzeti dillere destan sabah kahvaltımızla turumuz başlayacak. Ardından şehrin önemli çekim noktalarından biri olan Balıklıgöl’e geçeceğiz. Hz. İbrahim için hazırlanan ateşin yer aldığı rivayet edilen 150 metreye 30 metrelik bu göl şimdi içinde balıklarıyla, kendisini çevreleyen muhteşem mimari güzellikteki yapılarıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Turumuzun ilk günü oldukça yoğun geçecek. Balıklıgöl’den sonra uğrayacağımız duraklar arasında Halil-ür Rahman, Rızvaniye ve Ulu Cami, Ayn-el Zeliha Gölü, Hz. İbrahim Makamı ve Fırfırlı Kilise yer alacak. İlk günümüzü yöresel el işçiliğinin ve bölgeye özgü birçok şeyi bulabileceğiniz Gümrük Han ziyaretimizle kapatacağız.

İkinci günümüzde müze ziyaretlerimizle şehir tarihine daha yakından bakma fırsatı bulacağız. Türkiye’nin en büyük müzelerinden biri olan Şanlıurfa Arkeoloji ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nde Harran ve Göbekli Tepe gibi çevredeki höyüklerden çıkarılıp sergilenen eserleri inceleme fırsatı bulacağız. Turumuzda arkeolog ve sanat tarihçisi kimliği ile tanıdığımız Halil İbrahim Sarısu bizlerle birlikte olacak ve kendisiyle çevrede kazılarını bizzat yürüttüğü mezarlık alanlarını ziyaret edip bilgi alacağız.

Sonraki durağımız, Göbekli Tepe’yi gün yüzüne çıkaran Prof. Dr. Klaus Schmidt’in kazı evi olarak kullandığı ve şimdilerde anı evi olarak hizmet veren mekânı ziyaret edeceğiz. Burada Çiğdem Köksal Schmidt’ten yaklaşık 24 yıldır süren Göbekli Tepe kazıları hakkında bilgi alacağız.

Turumuzun üçüncü ve son gününde Göbekli Tepe ile baş başa olacağız. İnsanlık tarihinin yeniden yazılmasına sebep olan örenyeri hepimizi hayrete düşürecek. Keşfiyle birlikte insanoğlu gelişimi hakkında üretilen tezleri tamamen değiştiren yapının bölgede yaşayan son avcı-toplayıcı grup tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Yükseklikleri 10 ila 12 metre arasında değişen taş bloklar, ihtişamları ve üzerinde yer alan hayvan şekillerindeki kabartmalarıyla dikkatimizi çekecek. Bir din merkezi, bir tapınak olarak inşa edildiği düşünülen Göbekli Tepe’de ayrıca yerleşik hayata geçildiğini işaret eden oldukça fazla bulgu var ve bunları yerinde görmek, haklarında anlatılanları dinlemek hepimizi heyecanlandıracak. Tarihin sıfır noktasına yaptığımız bu yolculuktan sonra yönümüzü bölgenin bir diğer köklü yerleşim merkezi Harran’a çevireceğiz. İlk İslam medresesine ev sahipliği yapmış bu topraklarda ahşap kubbesi ile dikkat çeken Camii El Firdevs’i, İç Kale ile birlikte tarihî surları ve Harran’ın ikonik yapıları hâline gelen konik kubbeli evleri ziyaret ederek tarihle dolu turumuzu sonlandıracağız. Siz de Eylül ayının ortasında tarihin derinliklerine ve farklı bir kültürün kalbine doğru yapacağımız bu yolculukta yerinizi ayırarak bizimle birlikte olabilirsiniz.

Yükselen Trendler!

Buddha Bar Bodrum Caresse’te!

Bodrum Caresse Buddha Bar

Uluslararası oteller zinciri Marriott International, Bodrum’da Buddha Bar’ın seçkin eğlence anlayışını Beach konseptiyle birleştiriyor. Marriott’un The Luxury Collection bünyesinde yer alan Bodrum’daki ilk resort oteli olan Caresse, Buddha Bar işbirliğiyle konuklarına eşsiz bir egzotizmin keyfini yaşatıyor. Buddha Bar, bu sene Bodrum Caresse’te müzikleri, dünya çağındaki miksolojistlerin elinden çıkma kokteylleri, taptaze leziz menüsü ve Bodrum’un masalsı manzaralarıyla en gözde ve en seçkin eğlence mekânlarından biri olmaya şimdiden aday.

2022’de sizinle!

Mandarin Oriental Etiler

Mandarin Oriental Hotel Group, 2022’de İstanbul Etiler’de açılacak yepyeni bir projenin sahibi.

İstanbul’daki ikinci lüks otel projesi olan Mandarin Oriental Etiler, 3 bağımsız kuleden oluşan bir yapı olacak. Amsterdam menşeli UNStudio’nun mimarisini ve planlamayı üstlendiği projede yer alan 3 kuleden ikisi rezidans biri ise otel olarak hizmete açılacak. Boğaz’ın engin manzarasına nazır otelinde, restoranbar, spa, fitness, kapalı ve açık yüzme havuzu, toplantı salonlarıyla konuklara konforlu ve kaliteli vakit geçirme imkânı sunuyor. Rezidans yapılarında konaklayacaklar ise, yine o muazzam manzaranın ve Mandarin Oriental lüksünün tadını kendilerine ait bahçelerinde ya da otel bölümünün sunduğu hizmetlerin tamamına doğrudan ulaşarak çıkaracaklar.

Tohumdan Sofraya

Teofarm Antakya

Sağlıklı tarımsal üretimde örnek teşkil eden çiftlik Teofarm, Hatay ve Antakya’nın iştah kabartan mutfağından yöresel lezzetleri en doğal ve leziz biçimde tüketicilere sunuyor. Tohumdan başlayıp sofraya varana kadar süreci titizlikle işleten Teofarm’da, halhal zeytinden kömbeye, zahterden nar ekşisine, atalık tohumlardan defne sabununa kadar Antakya’ya has çok çeşitli ürünü bulabilirsiniz. Teofarm Çiftliği’ni ziyaret edebilir, bu leziz mutfağın ürünlerinin yetiştirildikleri toprakları görebilir ve manzaranın güzelliğine dalıp gidebilirsiniz.

Efsaneler Bir Arada

Fender ile Game of Thrones

Efsane gitar markası Fender, bir diğer ikonik isimle buluştu. Gitar ve Game of Thrones hayranı olanların gözlerini kamaştıracak 3 yeni gitar, efsane iki ismin ortaya çıkardığı oldukça şık modeller. Stark, Targaryen ve Lannister hanedanlarına adanmış 3 ayrı model, hanedanların sembollerinden, kostümlerinden ve kendilerine has kültürlerinden yola çıkılarak tasarlanmış. Gitarların her biri, el yapımı olmasıyla da ayrıca göz dolduruyor. Fender ve gitar ustası Ron Thorn imzasını taşıyan ve her biri 19 bin sterline alıcısını bekleyen bu muazzam tasarımlar, Game of Thrones hayranları için koleksiyonlarına eklemelik eşsiz parçalar.

İletişimi Koparma

GoTenna

Issız bir çölde, devasa bir kanyonda, sık ağaçlarla kaplı bir jungle’da kimi zaman akıllı telefonlar yeterince sinyal alamıyorlar ve yol arkadaşlarınızla, ailenizle iletişim kurabilmek ihtiyaç hâline dönüşebiliyor. GoTenna, eski telsizlerin yeni nesil versiyonu misali işlevsel bir teknoloji sunuyor. Kilometrelerce uzaktaki sevdiklerinize erişiminizi şarjınızı tüketmeden sağlayan GoTenna ile nerede olursanız olun iletişimde kalın.

Eğlenceli Renklerle Keyifli Bir Yaz

Bluemint

Tasarımlarında sadeliği esas alan ve pastel tonları çarpıcı bir biçimde harmanlayan Bluemint, bu yaz da göz dolduran bir koleksiyona imza atıyor. Haki, mercan, pembe, turkuaz gibi iddialı renkleri keyifli doku ve desenlerle buluşturan Bluemint, hem konforlu hem de şık kombinasyonlar yaratmanız için göz atmanız gereken ilk adreslerden.






Diğer Sayılar